Hipertansiyon Korkulacak Bir Hastalık Değildir! Prof. Dr. Hüseyin Bozbaş Oluşturuldu: 2021-05-17 07:19:35
Görüntü Sayısı: 1136

Hipertansiyon Korkulacak Bir Hastalık Değildir!


Hipertansiyon Korkulacak Bir Hastalık Değildir!

17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Gününde Konunun Kısaca Gözden Geçirilmesi

Hipertansiyon ne demektir, nasıl tanımlanır?

Kalbimiz tarafından pompalanan kanın atar damar duvarına yaptığı basıncın yüksek olması hipertansiyon olarak tanımlanır. Rakamla ifade edecek olursak; büyük tansiyonumuz ≥140 ve/veya küçük tansiyonumuz ≥90mmHg ise hipertansiyonumuz var demektir.

Hipertansiyon ne sıklıkta görülür?

Hipertansiyon oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Erişkin nüfusun %30-35’inde, 50 yaşın üzerine çıkıldığında ise toplumun %50’sinde yüksek tansiyon izlenmektedir. Dünyada 1,5 milyardan fazla insanda yüksek tansiyon vardır.

Yüksek tansiyon vücudumuzu nasıl etkiler, hangi organlarımız hipertansiyondan zarar görür?

Kan basıncının yüksek olması tüm damar yatağımızı olumsuz etkilemekte ve kalp damar hastalığını çok ciddi şekilde arttırmaktadır. Kalp, beyin ve böbrek başta olmak üzere tüm organlarımız bundan etkilenir. Hipertansiyon, inme riskini 3-4 kat, kalp yetmezliği riskini 3-4 kat ve kalp krizi riskini ise 2 kat arttırır.

Hipertansiyon korkulacak bir hastalık mıdır? Tedavide başarı oranı nedir?

Hipertansiyona iki farklı pencereden bakabiliriz. İlkinden, yani olumsuz pencereden bakarsak, hipertansiyonun kronik bir hastalık olduğunu ve hayat boyu tedavi gerektirdiğini belirtmek gerekir. Bu rahatsızlık, tedavi edilmediğinde kalp damar hastalığına bağlı riski ciddi düzeyde arttırmaktadır. Olumlu pencereden bakarsak; hipertansiyonun günümüz modern tıbbında oldukça yüksek başarı oranı ile tedavi edilen bir hastalık olduğunun altını çizmekte fayda vardır. Yeter ki gerekli tarama yapılsın, geç kalınmadan tanı konsun ve verilen tedavi uygulansın.

Büyük hasta verileri bize şunu gösteriyor: Büyük tansiyonu 10 mmHg (1 puan) veya küçük tansiyonu 5mmHg (yarım puan) düşürünce,tüm nedenli ölümlerde %10-15,inmede %35, kalp krizinde %20 ve kalp yetmezliğindeyse %40 azalma elde ediyoruz. Görüldüğü gibi; hipertansiyon tedavi edildiğinde, korkulacak bir hastalık değildir ve uygun tedavi ile risk ciddi düzeyde azaltılabilmektedir.

Hipertansiyon nasıl tedavi edilir? Tedavide ne tür yöntemlerden faydalanılır?

Hipertansiyon tedavisi 2 bileşenlidir: İlaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri. Başarılı bir tedaviden söz edebilmemiz için bu 2 bileşenin birlikte uygulanması gerekir. İlaç tedavisi, doktorumuz tarafından reçete edilen ilaç veya ilaçların düzenli kullanılması ile gerçekleşir.

Yaşam tarzı değişiklikleri ise özetle şunları kapsar:

1. İdeal vücut ağırlığı korunmalıdır (Vücut kitle indeksi: 18.8-25kg/m2 olmalıdır). Fazla kilolar verilmelidir. Şişman birisi için 10 kg vermek, tansiyonu 1 puan (10mmHg) düşürmektedir. Yani 10 kg'lık kilo kaybı bir ilaç kadar etki sağlar.

2. Tuz kısıtlanmalıdır: Günlük tuz tüketimi 5–6 gramı geçmemelidir (günlük silme 1 tatlı kaşığı).

3. Sağlıklı beslenme alışkanlığı edinilmelidir: Öğünlerimizde sebze ve meyve, az yağlı besinler, tam tahıl, sebze kaynaklı protein ve haftada en az iki kez balık yer almalıdır. İşlenmiş, aşırı yağ, rafine şeker ve tuz içeren yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalıdır.

4. Sigara tamamen bırakılmalı, alkol tüketimi sınırlanmalıdır.

5. Haftanın en az 3 günü ter atacak şekilde orta-ileri düzeyde egzersiz düzenli olarak yapılmalıdır.Düzenli egzersiz ile tansiyonda 1 puana yakın (8mmHg) düşüş elde edilebilmektedir.

6. Stres yönetimi ve stresle baş etme yöntemleri öğrenilmelidir.

Hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar böbreğe zarar verir mi?

Tedavi edilmeyen hipertansiyonun ilk başta ve en sık etkilediği organlardan biri maalesef ki böbreklerimizdir. Tedavide kullanılan ilaçlar çok güvenli ilaçlardır ve böbreğe zarar verme gibi yan etkileri oldukça nadirdir. Kullanılan ilaç değil, yüksek tansiyon böbreğe zarar verir.

O nedenle böbrek, kalp ve beyin başta olmak üzere tüm organlarımızı yüksek tansiyonun olumsuz etkilerinden korumak için verilen ilaçların muntazam bir şekilde kullanılması hayati önem arz eder.


Bu yazı Prof. Dr. Hüseyin Bozbaş tarafından yazıldı ve 1136 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...